Neden Hıçkırırız?


Neden Hıçkırırız?

İlk hıçkırığınızı hatırlamadığınızı söylemekte bir sakınca yoktur, çünkü muhtemelen doğumunuzdan önce meydana geldi. İnsan fetusları için hıçkırık rahimdeki gelişimin olağan bir parçasıdır. Her ne kadar yaşamımız boyunca bunu deneyimliyor olsak da, bu istemsiz eylemin sebebini açıklamak güçtür.

Neden hıçkırdığımıza dair gizemi çözmek için, bilimciler evrimsel geçmişimize bakarak uzak akrabalarımız arasında deliller arıyorlar. Bu noktada; umut vaadeden adaylardan birisi ise: amfibiler daha özelde de iribaşlardır (kurbağa yavrusu).

Hıçkırık anında neler olduğunun mekaniği bu teoriyi güçlendiriyor. Tıpta “singultus” olarak bilinen hıçkırık; aralarında diyafram, göğüs kasları ve boyun gibi kasların bulunduğu çeşitli kasların keskin bir kasılmasıyla soluk alma durumudur. Bu durum aynı zamanda da soluk verme sırasında kasların gevşemesiyle etkisizleştirilir.

Bu sırada, dilin arka kısmı ve damağımız yukarıya doğru hareket ederken bunu gırtlağın kilitlendiği bir süreç izler. Son kısımda, gırtlağın kapanışı “hık” sesinin kaynağıdır. Şüphesiz ilk elden tecrübe ettiğiniz bu süreç yalnızca bir kez meydana gelmez, ritmik biçimde tekrarlanır.

İribaşlar da benzer fizyolojik davranışı sergiliyorlar

University of Calgary ’den Profesör Willian A. Whitelaw:

“Gelişiminin yarısında bir iribaş havayı solumaya yarayan ciğerlere ve suyu solumayı yarayan solungaçlarasahiptir. Suyu solurken, iribaş ağzını su ile doldurur ve sonrasında solungaçlarını kapatır ve suyu solungaçlarından dışarıya doğru atmaya zorlar” diyor. Bu hıçkırık benzeri eylem; zargana, diğer akciğerli balıklar ve solungacı olan diğer amfibiler gibi birçok ilkel hava soluyucularda görülür.

University of Chicago ’dan anatomi ve organizmal biyoloji Profesörü Neil Shubin ’e göre; insanlardaki hıçkırığın bu canlılarla bir ilişkisi olduğuna dair bir başka delil ise hıçkırığın elektriksel kökeninin beynimizdeki tetikleyicisidir.

Diyaframımızdaki kasılmalar, hıçkırıklar beyin sapında meydana gelen elektrik sinyalleriyle tetiklenir. Amfibian beyin sapları solungaçlarının düzenli hareketlerini kontrol eden benzer sinyali yayarlar. Shubin ’e göre; bizim beyin sapımız, amfibian atalarımızdan kalıtılmıştır ve hala garip sinyaller saçarak tıpkı solungaç solunumundaki olgu gibi hıçkırıklara sebep oluyor.

Eğer hıçkırıklar amfibian atalarımızdan bize geçen genetik koda dair bir kalıntı ise, atalarımızın sudan karaya olan ilk adımlarından beri 370 milyon yıldır devam etmesinin dışında, insanlarda faydalı bir görevi yerine getirmiyor olabilir mi?

Paris ’teki Pitie-Saltpetriere Hastanesi ’nden bilimci Christian Straus; hıçkırmanın, memelilere, bir dizi benzer değişimi içeren emme davranışını öğreten bir mekanizma olabileceğine dair bir teori yayımladı. Makul gelse de, University of Pennsylvania ’dan nörobiyolog Allen Pack; teoriye dair delil toplamanın oldukça zor olduğunu söylüyor.

Straus ve ekip arkadaşları beynin emmeyi kontrol eden bölgeleri arasında bir korelasyon olduğunu ve bunların hıçkırığı tetiklediğini gösterene kadar, hıçkırığın amacı bir gizem olarak kalmaya devam edecek.

Bunlarıda Okuyunuz:

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Etiketler: , , , ,
Bugün Eklendi: 6 Nisan 2016

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın


Araç çubuğuna atla